Eğitimde Bilişim Atakları ve Türkiye / Apple Örneği


Apple’ın Ocak ortalarında bir sunumla duyurduğu “eğitim atılımı” oldukça ses getirdi. Yeni ekosistemde donanım anlamında bir yenilik bulunmuyor. Mevcut iki yazılımın iyileştirilmesi ve bunlara bir üçüncüsünün eklenerek organize çalışmasından oluşan projenin sonuçları ise gerçekten atılım niteliğinde görülüyor.

Apple yetkilileri, sunumlarına ders kitaplarının her zaman en ideal öğrenim aracı olmadığını, genel olarak bakıldığında eğitimde bir ortaçağ dönemi yaşanmakta olduğunu ve bunu aşma zorunluluğunu dile getirerek başladılar.

Apple’a göre kitaplar taşınma ve dayanıklılık sorunları taşıyorlar. Etkileşimli olmayan durağan yapıları, hızlı erişim ve arama imkanı sunmayışları ve güncelliklerini yitirebiliyor olmaları önemli eksikler olarak gösteriliyor.

.

.

.

Şimdi Apple’ın bu sorunlara çözüm olarak sunduğu yeniliklerine göz atalım.

.

iTunes U

iTunes U, Apple‘ın 2005 yılında Standford Üniversitesi ile ortaklaşa oluşturduğu bir proje olarak başladı. 2007’deki resmi çıkışından itibaren şimdiki şeklini alan bu proje dahilinde gün itibariyle 26 ülkeden birçok eğitim kurumu ücretsiz ders imkânı sunuyor.

.

.

Bu servis üzerinden iBooks kitapları, ders kitapları (textbooks), derslerin ses ve video kayıtları, ödevler, eğitmen notları, yardımcı kaynaklar, web linkleri, PDF‘ler, sunumlar, uygulamalar, medya dosyalarına ulaşmak mümkün. Durağan kitapların yerine derslerin düzenli olarak güncellenebildiği bu serviste aralarında Stanford, Yale, Oxford, Cambridge, Harvard, Melbourne Üniversitesi, Tokyo Üniversitesi, UC Berkeley, MIT, New York Halk Kütüphanesi, New York Modern Sanatlar Müzesi, ve ABD Kongre Kütüphanesi’nin de bulunduğu 100’ün üzerindeki kaynaktan gelen 500.000 civarındaki içeriği öğrenciler iPhone, iPad ve iPod Touch cihazlarına indirebiliyor, satın alabiliyor ve izleyebiliyor. Dersleri ise ücretsiz olarak takip edebilmek mümkün.

.

.

Böylece öğrenciler tüm dersi yanlarında taşıyabiliyorlar. Kaçırdıkları dersleri yeniden izleyebiliyor, ödevlerini bile buradan yapabiliyorlar.

Başlangıçta üniversiteler ile kısıtlı olan bu hizmet artık bağımsız bir uygulamaya dönüştürülüyor ve ücret ödemeden indireceğiniz iTunes U uygulaması ile bir Apple hesabı olan herkese açılıyor. Apple servislerinden yüzde 30 trafik alan iTunes U eğitim portalı aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 123 ülkede kullanılıyor. (Kaynak sağlayıcı eğitim kurumları arasında şimdilik Türkiye’den bir üniversite bulunmuyor) Geçen seneye kadar 300 milyon kere indirilen eğitim portalının sadece son bir sene içinde 300 milyon kere daha indirilerek ikiye katlanması uygulamanın artan bir hızla popülerlik kazandığının göstergesi.

Uygulamanın kullanımı için şu sayfaya göz atabilirsiniz.

.

iBooks 2.0

Satın alma ve okuma platformu iBooks ile uzunca bir süredir e-kitap alanına öncülük eden Apple bu kez iBooks 2 sürümü ile Amazon ve Barnes&Noble gibi güçlü rakipleri karşısında atağa kalkıyor. Güncellenen platformda hem öğrenciler için ders kitapları artık bağımsız bir kategori üzerinden sağlanıyor hem de kitap içerikleri etkileşimli resimler, videolar, animasyonlar, 3 boyutlu içerikler, testler, bulmacalar, not alma ve imleme imkanları ile hiç olmadığı kadar dinamik (interaktif : etkileşimli) bir yapıya dönüştürülüyor.

.

.

Aşağıdaki videoyu seyrettiğinizde varılan noktanın gerçekten müthiş olduğuna siz de şahitlik edeceksiniz.
.

.

Aslında etkileşimli içeriğe sahip bu gibi yayınların hazırlanabilmesi için gerekli yazılım altyapısı uzunca süredir mevcuttu. Diğer taraftan, oluşan dosyaların boyut sorunlarının tolore edilebilmesi ve kullanımdaki akıcılığın sağlanabilmesi ancak günümüzde ulaşılabilen güçlü donanımlar ve geniş internet bağlantılarını beklemekteydi. Bahse konu ders kitaplarının 3 GB boyutlarına ulaşabiliyor olması ve bir önceki nesil iPad 1’lerde bile zorlanmaya neden olmasından anlaşılacağı üzere, bir süre daha beklemeyi uygun gören rakipleri karşısında Apple her zamanki öncü karakterini sergilemekten çekinmiyor.

Apple 8 milyar dolarlık bir pazardan söz edilen elektronik ders kitapları rekabetinde, ABD‘de satılan ders kitaplarının yüzde 90‘ını basmakta olan Pearson, McGraw Hill ve Houghton Mifflin Harcourt adlı ders kitabı yayıncılarının yanı sıra, DK ve E.O. Wilson Vakfı ile de anlaşmalar yaparak atılıma geçiyor.

iBookstore (sanal mağaza) içerisinden satın alınabilen ders kitaplarının fiyatlarına $14.99 sınırı getirilmiş. Apple bu fiyatın üzerine çıkılmasına izin vermiyor. Kitapların güncellemeleri ise ücretsiz. Daha yakın geçmişe kadar çok yüksek fiyatlarla satın alınabilen bir anatomi atlasının karşısında, örneğin, bir bedeni bizzat açarak, çevirerek inceleyebileceğiniz yeni nesil bir kitabı üstelik bu fiyatlarla alabileceğinizi düşünürseniz, bilişim teknolojilerinin hayatımıza kattığı, üstelik hiç olmadığı kadar eşit yaydığı imkanlardan etkileniyor ve bundan uzak kalabilmenin mümkün olmadığını da idrak ediyorsunuz.

.

iBooks Author

Yukarıdaki örneklere benzer, zengin multimedya içerikli interaktif ders kitaplarını – ya da genel olarak her türlü kitabı – kolayca oluşturmanızı sağlayacak harika bir uygulama. Mac bilgisayarlar için dizayn edilmiş ve App Store‘dan ücretsiz indirilebilen bu yeni yazılım ile kendi dijital kitabınızı hazırlayıp satışa sunabilirsiniz.

.

.

Türkçe desteği yanı sıra kullanım kolaylığından da övgüyle bahsedilen iBooks Author ile bir kitap hazırlamak her türlü multi-medya içeriğin (resim, video, animasyon, Keynote sunumlar vb) sürükle – bırak yöntemiyle beraberinde gelen hazır kalıplardan birine aktarılmasından ibaret görünüyor.

.

.

Bu kitapların şimdilik sadece iPad cihazlarında okunabilmesi, Apple‘ın onayından geçtikten sonra ve yalnızca iBookstore‘da satılabilmesi, bu onay için gereken kriterlerin belirsizliği başlangıç dönemine özgü olumsuzluklar olarak gösteriliyor. Tabi uygulamaya dahil olabilmek için bir de ABD vergi numarasına sahip olmak gerektiğinden bahsediliyor. Dileyen 14.99$‘a kadar çıkan fiyatlarla kitaplarını satışa da sunabiliyor. Burada %30 pay Apple tarafından alınıyor.

.

.

JavaScript ve HTML5 kodlarını da destekleyen program ile hazırlanan kitaplar PDF, Text ve iBooks olmak üzere üç farklı formatta kaydedilebiliyor. Uygulamanın bir diğer önemli özelliği iPad üzerinden ön izleme yapmaya imkân vermesi. Böylece hazırlanan kitabın son hali anında iPad ekranından kontrol edilebiliyor. Kitabın yayıncısı kitabı kolayca güncelleyebiliyor.

.

.

Buraya tıklayarak demo’larına göz atabilirsiniz…

.

Sırada Samsung ve Diğerleri

Samsung resmi blogundan yapılan açıklamaya göre firma eğitici içeriklere ulaşmayı sağlayacak Learning Hub bulut bilişim uygulamasını MWC 2012 Fuarı‘nda tanıtacak. Learning Hub platformu ilk olarak Galaxy Tab 10.1 ve Galaxy Tab 8.9 modelleri için kullanıma sunulacak ve ardından Galaxy ailesine yayılacak.

Platform için 30 büyük eğitim içerikleri yayıncısı firmayla anlaşma sağlandı. İlk etapta 6000‘e yakın interaktif ve multimedya destekli eğitici içerik platform üzerinden ücretsiz olarak sunulacak. İçerikler ilkokuldan üniversiteye kadar her seviyeyi kapsayacak. İlerleyen aylarda daha fazla içerik platforma eklenecek. Platform ile ilgili detaylar ve hangi ülkelerde kullanıma sunulacağı fuarda açıklanacak.

Benzer bir hamlenin Windows 8 ardından Microsoft’tan da gelmesi kaçınılmaz görünüyor.

Öte yandan, diğer medya ve teknoloji şirketlerinin de gözü ABD eğitim pazarında. Rupert Murdoch’ın News Corp’u iki yıl önce eğitim sektörüne girdi ve eski New York Şehir Eğitim Direktörü Joel Klein’ı da bunun başına getirdi.

Sonuç olarak, eğer İngilizce biliyorsanız internette kaliteli içerik sonsuz ama bilmiyorsanız neredeyse sıfır… İyi derecede İngilizce bilmeksizin günümüz dünyasında iyi bir öğretmen veya öğrenci olabilmek artık mümkün görünmüyor. Türkiye’de tabletlere yapılan devasa boyutlardaki yatırıma bakıp “peki ya içerik?” diye soran bizler aradaki bu uçuruma bakarak kaygılanıyoruz işte.

.

Yararlanılan kaynaklar:
http://www.sihirlielma.com/2012/01/21/apple-egitim-etkinlik-ibooks-2-ibooks-author-itunes-u/
http://www.iphoneturkey.biz/2012/01/apple-egitim-textbooks-ibooks-author.html
http://www.donanimhaber.com/tablet-pc/haberleri/Samsung-egitime-yonelik-Learning-Hub-uygulamasi-uzerinde-calisiyor.htm

.

İBook yapımı için şu kaynaklara göz atınız.

.

Sağlıcakla…
.

Wall Street Institute

2 Comments

  1. T.A. diyor ki:

    Merhaba,
    Birkaç ay önce bir eğitim gazetesi için yazdığım yazıyı aynı konuyla ilişkili olmasından dolayı sizinle de paylaşmak istedim…

    FATİH’in FATİHLERİ
    FATİH projesinin ivme kazandırdığı uzaktan eğitim, son dönemde bütün eğitim camiasının ilgisini üzerine çekmiş durumda. Alanda uzun yıllar boyunca yayıncılık yapmış firmalar, teknolojik alt yapısını eğitim sektöründe de kullanmak isteyen dünya çapındaki şirketler ve yeni oluşan bu “pazar”ın fırsatlarından faydalanmak isteyen orta büyüklükteki yayıncılar hummalı bir çalışma içindeler. Biz eğitimciler ise tüm bu gelişmelerden haberdar olabilmek ve geride kalmamak için medyaya yansıyan en küçük haber kırıntılarına bile “manşet” ilgisi gösteriyoruz.

    Elbette ki oldukça büyük yatırımlar gerektiren ve üretim sürecinde kendine özgü sorunlar barındıran bu zorlu eğitim çalışmaları, millî eğitimimize şu anda öngördüğümüzden çok daha fazla katkılar sağlayacak. Artık biliyoruz ki söz konusu “teknoloji” olduğunda işin sonunun nereye varacağını tahmin etmek neredeyse imkânsız.

    Oldukça hızlı bir şekilde hayat bulan projelerin doğurduğu bütün bu ümitvar söylemlerin her biri, beraberinde büyük soru işaretlerini de getiriyor. Bu soru işaretlerini dört ana başlıkta toplamak mümkün:
    * Yönetimsel sorunlar
    * Altyapı eksikliklerinden kaynaklanan sorunlar
    * İçerik kaynaklı sorunlar
    * Eğitimcilerle ilişkili sorunlar
    Bu başlıklarda karşılaşılabilecek sorunlar ve çözüm önerilerini şöyle özetleyebiliriz:

    * Yönetimsel sorunlar
    Uzaktan eğitimin, eğitim sistemimizin içine dahil edilmesi işin en zor tarafı olsa gerek. Bu sürecin oldukça iyi planlanması ve yönetilmesi gerekiyor. Bu iki başlık ne yazık ki çokça sorun yaşadığımız başlıklar. Elbette ki yurt dışındaki uzaktan eğitim sürecini yıllardır takip eden çok değerli akademisyenlerimiz mevcut. Ancak yedi yüz bin öğretmen ve on beş milyon öğrencinin eğitimi söz konusu olduğunda insanın aklına “Eldeki akademik kadro yeterli olacak mı?” sorusu gelmiyor değil. Çünkü kendine özgü avantajları beraberinde getiren bu yeni düzen, kendine özgü güçlükleri de bünyesinde barındıracaktır. İşte bu durumda hastayı ve hastalığı iyi tanıyan donanımlı yöneticilere büyük iş düşeceği su götürmez bir gerçek. Belki de sözünü ettiğimiz bu çekirdek kadronun çeşitli üniversitelerde açılacak lisans ya da lisans üstü programlarla eğittiği yeni tip yöneticilere tahminlerin çok daha öncesinde ihtiyacımız olacak. Tabii bu kadronun uzaktan eğitim konusunda ne kadar söz sahibi olabileceği de ayrı bir konu.

    * Altyapı eksikliklerinden kaynaklanan sorunlar
    “Otomobiller fabrikadan çıkmak üzere, yollar hazır mı?” sorusu, kritik öneme sahip sorulardan. Bilindiği gibi bakanlığa bağlı okulların internet hatlarında özel bir filtreleme söz konusu. Bu filtreleme, okullardaki bilgisayarlardan istenmeyen içeriğe erişimi engelliyor. Ancak filtrelemenin neden olduğu yavaşlık, uzaktan eğitimin gerektirdiği bağlantı hızını sağlamaktan şu aşamada çok uzak. Bilgisayarla girilen küçük mücadeleler olmadan günlük takip ettiğimiz internet sitelerini bile açmak çok güç. Kırk dakikalık derslerde bu tip mücadeleleriyle zaman kaybetmemek için gerekli alt yapı hazırlıkları sürüyor. Bu sürecin uzaktan eğitimin diğer unsurlarıyla ne kadar paralel gideceği ayrı bir merak konusu. Ayrıca uzaktan eğitimin ihtiyacı olan “yollar”ı yani yüksek hızda veri aktarabilecek fiber optik kabloları yurdun her yerine [en küçük köy okulları da dahil (çünkü tek bir öğrenci bile geride bırakılamaz)] ulaştırabilmek de ayrı bir güçlük. Ancak burada asıl merak konusu olan bu çalışmaların ne zaman tamamlanacağı. Bu sürecin sağlıklı bir şekilde planlanması, “eğitimde fırsat eşitliği” bakımından çok önemli.

    * İçerik kaynaklı sorunlar
    Uzaktan eğitimin içerik boyutu, doğal olarak öğretmenlerimizin dikkatini buraya kadar bahsettiğimiz sorunlardan daha fazla çekiyor olmalı. Kuşkusuz ki alanlarında uzman yazılımcılarla alanlarında uzman eğitimcilerin bir arada çalışması, bir yapboz parçaları gibi birbirini tamamlaması ve bu oluşumu uzaktan eğitim konusunda yetkin akademisyenlerin yönlendirmesi gerekiyor. İçerik boyutunda öğretmenlerimize çok önemli vazifeler düşüyor. Öğretmeni ikinci plana iten, onu işleyişten haberdar etmeyen bir sistemin başarılı olması olanaksız. Öğretmen tarafından içselleştirilmemiş uzaktan eğitimi ille de bir şeye benzetmek istersek iskeleti olmayan bir vücuda benzetebiliriz herhalde. Oluşturulacak bir geri bildirim mekanizması ile her öğretmenin sistemde gördüğü aksayan tarafları (geri bildirimler bürokratik yazışmalardan muaf olmalı) ilgili birimlere iletebiliyor olmasını önemli gerekliliklerden biri.

    Uzaktan eğitimin bugünkü örnekleri incelendiğinde içerik olarak en büyük sorunun öğrencilerin ilgisini cezbedecek çalışmaların sınırlı sayıda olması gösterilebilir. Öğrencilerin eğitim süreçlerinde aktif olmasının gerekliliği her fırsatta altı çizilen bir bilgidir. Bu durumda öğrencinin tepkilerine göre verdiği eğitimi şekillendirmeyen, onu tanımayan, eksiklerini ve ihtiyaçlarını tam ve doğru bir şekilde tespit etmeyen, kişiselleştirilebilmekten uzak, kullanımı zor, müfredatla ve çağdaş eğitim teknikleriyle uyumlu olmayan bir sistemin sunduğu içeriğin, basit bir sunumun verdiği tattan öteye geçemeyeceğini söylemek herhalde çok da abartılı olmaz. Kaldı ki mevcut aktörlerin ortaya koyduğu ürünlerin önemli bir kısmı, eğitim sistemimizi üzerine bina ettiğimiz yapılandırıcı yaklaşıma yeterince dayanmamakta.

    Umarız projenin hayata geçirildiği tarihte içerikten kaynaklanan eksiklikler, Millî Eğitim Bakanlığının ilân edeceği büyük bir “eğitim seferberliği” ile giderilmiş olur. Aksi taktirde çocuklarımızın gözlerinde, tablet bilgisayarlarını ellerine aldıklarındaki coşku ve mutluluğu uzun süre göremeyebiliriz. Öğretmenlerimiz için de benzer bir durum söz konusu aslında. Karşılarına konulan “akıllı tahta”ların hiç de söylenildiği kadar akıllı olmadığını fark ettiklerinde herhalde onlar da öğrencilerinden pek de farklı şeyler hissetmeyecektir. Uygun ve yeterli bir içerik hazırlanmadan sınıfları akıllı tahtalarla donatmak, içinde hiçbir yazılım bulunmayan bir bilgisayarı kullanmaya çalışmaktan farksız olacaktır. İçinde bulunduğumuz durumda donanım için yapılan hazırlıkları ikinci plana almak daha makul görünüyor. Üstelik içeriğin hazır hale gelmesi için geçecek sürede yepyeni teknolojilerin hem de çok daha uygun maliyetlerle ortaya konulacağını görmek için kılavuza da gerek yok sanırım.

    * Eğitimcilerle ilişkili sorunlar
    Yukarıda da belirttiğimiz gibi eğitim sistemimizin omurgası öğretmenler. Yeni neslin emanet edildiği öğretmenlere uzaktan eğitim konusunda verilecek hizmet içi eğitimlerin planlaması yapıldı mı, sorusu şimdilik muhatabını arıyor. Bu eğitimler, yukarıda sözünü ettiğimiz sorunların hepsinden daha önemli. Sonuçta öğretmenlerimiz, kılavuzluk ettikleri yolun her santimini avuçlarının içi gibi bilmeliler. Bir eğitim seferberliği ilânı olacaksa başlanılması gereken yer “öğretmen odası” olmalıdır. Buradan güç almayan bir ışığın, öğrencilerimizin gözlerini parlatacak bir güce erişemeyeceğini görmemek imkansız. Tabii bu eğitim süreciyle uzaktan eğitimin yurt sathına yayılışının birbirine paralel ilerlemesinin önemini vurgulamak bile gereksiz. Aksi taktirde yukarıda sözünü ettiğimiz otomobilleri, yeni yaptığımız yollarda sürecek “ehliyetli” sürücüleri bulmakta büyük güçlükler bizi kuşatmış olacak.

    Eğitimle ilgili bu kadar söz söyleyip eğitimin hedefi olan öğrencilerden bahsetmemek elbette ki olmaz. Öyle görünüyor ki uzaktan eğitimin en kolay aşılacak boyutu öğrencilerin bu eğitime adaptasyonu olacak. Onlar çoktan bilgisayarla tanıştı. Tanışır tanışmaz da bilgisayarları çok sevdi, büyük bir hızla benimsedi. Yapmamız gereken tek şey: İyi birer kılavuz olmak. Çocuklarımızın bilgisayarla tanışıklığı işimizi oldukça kolaylaştıracak bir durum ancak yine de uzaktan eğitimi ve kullanacakları donanımları tanımalarını sağlayacak kısa bir uyum programının yapılması, babalarımızın bize yüzmeyi öğretmek için uyguladıkları “denize atma” yönteminin bize hissettirdiklerine yakın bir duyguyu çocuklarımızın hissetmemesini sağlayacaktır düşüncesindeyim.

    Saygılarımla.

    T.A.
    Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni

  2. admin diyor ki:

    Sayın okuyucumuza çok değerli görüşlerini paylaştıkları için teşekkür ederiz. Saptamalarınıza katılmamak mümkün değil.

Yorum, Katkı ve Sorularınız