Photosynth Kullanımı – 1 / Yazılımı Tanıyalım


Güzel bir manzarayı peş peşe, sıralı fotoğraflar halinde çektikten sonra bunları bir resim işleme programında yan yana getirerek birleştirmeyi hiç denemiş miydiniz? Başlangıçtaki hevesiniz uzun bir işkencenin ardından hayal kırıklığına dönüşmüş ve vazgeçmişsinizdir.
.
Son yıllarda bu işlemi –hem de 360 derece- otomatik olarak yapan, parçalar arasında geçiş hissi yaşatmayan çok başarılı yazılımlar çıktığını duymuş, belki kullanmış olabilirsiniz. Belki de artık, içine bu yazılımlardan birinin entegre edildiği bir fotoğraf makinesine sahipsinizdir.
.
Peki ama şunun yapılabileceğini düşünmüş müydünüz?
.
Yine sabit bir noktadan, örneğin odanızı 360 derece fotoğraflasanız… Sonra odanın ortasındaki masanın etrafında çepeçevre döenerek onun da resimlerini çekseniz… Sonra bunları –dikkat ! artık “üç boyuta” taşmış- bir ortamda birleştirseniz… Öyle ki, odanın neresine gidip etrafınızda dönseniz her şey tam da o noktadan görünmesi gerektiği gibi görünse… Kullandığınız yazılım tüm nesneleri, aralarındaki mesafeleri de dosdoğru hesaplayarak yerleştirmiş olsa…
.
Hadi biraz daha uçalım… Bu işi odanız için değil de, şehrin meydanlarından biri için yapsanız… Etraftaki her şeyi istediğiniz herhangi bir noktadan, hem uzaktan, kuşbakışı izleyebilseniz, hem de binaların numaralarını görecek, çeşmenin plaketini okuyabilecek kadar yakınlaştırma yapabilseniz… Böylece gitmeyi çok istediğiniz yerlerde gönlünüzce dolaşabilseniz. Her bir gezinizden kucak dolusu bilgiyle dönseniz…
.
“Onca fotoğrafı kim çekecek de birleştirecek” demeye de gerek yok. Bu yazılım uzun yıllardır o meydanda çekimler yapmış ve bunları internet’te paylaşmış sayısız turist fotoğrafını kendisi bularak koleksiyonuna katabiliyor olsa…

.

.
İşte tanıtmaya başlayacağımız o yazılım Microsoft Photosynt. Geliştirilmeye başlanmasının üzerinden beş, kullanıma sunulmasının üzerinden üç yıl geçti bile. Aslında aşağıdaki videoları izledikçe bu yazılımı daha önce haberlerde izlemiş olduğunuzu da hatırlayacaksınız. Bir hayli ses getirmişti çünkü. Açılış gününde yoğun ilgiden web sitesi çökmüştü. Turizm Bakanlığı tüm ören yerlerini bu şekilde web’e taşıyacağını bildirmiş, Türkiye’de Photosynth forumları açılmıştı. Bugünlerde o ilk heyecan –doğal olarak- durulmuş görünüyor. Baktım ama “ören yerlerini bulamadım”. Türkçe açıklama metni ve forum da ortalarda yok. Oysa gerçek durum böyle karamsar değil. Bu değerli proje tabi ki kazandığı yeni özelliklerle güçlenerek gelişmesini sürdürüyor. “Görselleştirmeye” meraklı bizler için etinden, sütünden, derisinden yararlanabileceğimiz bir yazılım daha…
.
Fotoğraflar üzerinde uzmanlaşmış yazılım firması Snapdragon‘ın 2006’da Microsoft’un dikkatini çekerek satın alması ile birlikte Photosynth’in de temelleri atılmış oldu. Washington Üniversitesi öğrencileri Noah Snavely ve Steve Seitz’ın bitirme tezi çerçevesinde geliştirilen Photosynth içerdiği etkili otomasyon araçlarıyla -fotoğrafı çekmek dışında- her şeyi kendisi hallediyor. Bu nedenle –başlangıçta öyle görünmüyor olsa da- aslında kullanımı gayet kolay bir yazılım.
.
Photosynth’in oluşturduğu üç boyutlu ortamların görüntüsü başlangıçta insana biraz “yamalı” hissi veriyor ama bu ilk yadırgama hızla kayboluyor ve kısa sürede yerini hayranlığa bırakıyor. Bir Photosynth tecrübesi ardından hissedeceğiniz baskın duygu daha önce hiçbir fotoğraf ile yaşamadığınız “orada bulunmuşluk” oluyor. En iyisi sözü burada görüntülere ve örneklere bırakalım.
.
Aşağıdaki videoyu sağ üstteki düğme ile büyütebilir, “Subtitles Available” yanındaki açılır menüden Türkçe’yi seçerek altyazılı seyredebilirsiniz.
.

.
Microsoft Photosynth’i kullanarak çektiğimiz resimleri Facebook üzerinden paylaşabileceğimiz gibi, Bing Maps üzerinde işaretlemelerde kullanabilir, sitenizde yayınlamak için embed kodu elde edebilirsiniz. Photosynth.net üzerinde istediğimiz sayıda resmi depolayabiliyor, hatta “çılgınca fotoğraf çekmemiz” konusunda teşvik ediliyoruz.
.
Bu yolla gönderilenler dışında, yerlerin fotoğrafları Flickr’dan derleniyor. Yeni fotoğraflar eklendikçe 3 boyutlu modeller de otomatik olarak sürekli gelişiyor, giderek daha fazla detay ekleniyor. “Foto turizm” kavramı şekil değiştirmeye başlıyor. Dünya giderek monitörünüzün önünden kalkmadan gezebileceğiniz bir yer haline geliyor.
.
Turistik hoşluğu bir tarafa, aynı zamanda akademik ve belgesel nitelikli çok büyük miktarda bilginin bu görüntüler üzerinden dünya ile paylaşılmakta olduğunu görünce insan projenin çok yönlülüğünü kolayca kavrayabiliyor. Bir yer fotoğrafını Photosynth’e “sorduğunuzda” Wikipedia açıklamaları eşliğinde ortama “götürülüyorsunuz”.
.


.
Bing Maps ile entegrasyon…
.

.
3 boyutlu dünyaya…
.

.
İphone desteği…
.

.
Sonraki bölümde Photosynth örnekleri bulacaksınız.
.
Sağlıcakla…
.

Wall Street Institute

Yorum, Katkı ve Sorularınız