Süreç Yaklaşımlı Eğitim


Yazılımlar için açıklayıcı kitaplar veya internet kaynakları bulmak mümkün. Peki bunlar gerçekten “eğitim” kavramı içinde mi duruyorlar? Bana pek öyle gelmiyor. Bir yazılımın kullanımını konu edinmiş fakat -yaygın eğilime uygun olarak- o yazılımın “sınırları” dışına hiç “taşmıyor” iseniz, aslında eğitim sağlamaktan çok o yazılımın ayrıntılı bir “özellikler tanıtımını” yapmaktan öteye gitmiyorsunuz demektir. Özellikle “bilgisayar okur-yazarlığı” için daha kapsamlı bir çabaya ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Buna şimdilik “süreç yaklaşımlı eğitim” diyelim ve biraz daha açalım.

.
Diyelim ki, PowerPoint eğitimi vermek istiyorsunuz. Bir resmin slayta nasıl ekleneceğini, konumlandırma, boyutlandırma, biçimlendirmeyi hep anlattınız. PowerPoint adına söylenmesi gereken her şey bir tamam söylendi. Peki pratikte bu bilgileri takip eden okuyucu için işler gerçekten de yolunda gitti mi acaba ? Mümkün değil. Çünkü, örneğin, bir resmin slayta çağırılmadan önceki orijinal boyutunun ne olması gerektiğini, eğer gerekiyorsa (neden gerekebileceği ile beraber) o resmin önceden nasıl uygun ölçülere getirilebileceğinden hiç bahsetmediniz. Bahsetmediniz çünkü bunlar PowerPoint’in sorunu (ilgi alanı içinde) değillerdi. PowerPoint bu konuların kullanıcı tarafından zaten bilinmekte olduğunu düşünüyor ve öyle de düşünmek zorunda… Diğer taraftan, okuyucu pul büyüklüğünde bir resmi slayta ekledikten sonra onu büyütmek ihtiyacı duydu ama resim o kadar bulanıklaştı ki sonuç aslında ciddi bir başarısızlık ! Kimse kendisine bu problemden bahsetmediği için okuyucunuz bu durumda ne yapması gerektiğini bilmiyor… Ona bunları da anlatmalıydınız. Sadece PowerPoint’i değil, PowerPoint ile ilgili bu “sürecin” nasıl işleyeceğine odaklanmalı, bunu yaparken gerekiyorsa başka programlarla –özellikle yetenekli ve ücretsiz olanlarla- “dar alanda kısa paslaşmalar” yapmayı göze almalıydınız.

.

.
Örneğin, küçük bir resmin daha büyük boyutlu versiyonlarının internette hangi servisler kullanılarak araştırılabileceğini, hangi resim işleme yazılımları ile kalite kaybını asgaride tutarak o resmi büyütebileceğini de anlatmanız gerekirdi. Tıpkı videolar bahsine geldiğinizde codec’lerden de belli seviyede bahsetmeniz gerekeceği gibi…

.
Örnekleri uzatmak mümkün. Eğer süreç yaklaşımını kullanmıyorsanız okuyucunuz daha sayısız noktada benzer sıkıntılarla karşılaşacak, yaşaması kaçınılmaz başarısızlığının ardından bu tür yayınlara, daha kötüsü kendisine karşı güvensizlik beslemeye başlayacaktır. Eğitme çabamız o kişiyi kazanmak yerine kendi elimizle kaybetmek sonucu doğurabilecek.

.

İnternet ortamı bu yaklaşıma daha elverişli görünüyor. Basılı yayınlarda da en azından o noktalara gelindiğinde yazarın “….. konusunu inceleyiniz” türünden notlar düşmesi çok önemli. Sorunun en kolay aşıldığı ortamlar bire bir eğitimler kuşkusuz. E-learning’in ise -mevcut durumda görünen o ki- tıpkı basılı yayınlar gibi, temel sorunlarından biri…

.

Sağlıcakla…

.

Wall Street Institute

3 Comments

  1. Berat diyor ki:

    Merhaba,süreç yaklaşımlı eğitim konusunda haklısınız; lakin bu tip bir eğitimde konunun gerektirdiği altyapıya sahip insanların, zaten bildikleri ve kendileri için gereksiz sayılabilecekleri ayrıntılar arasında sıkılmalarına yol açabilir.Bu noktada hassas bir denge kurulmalı; bunun için konu derecelendirilebir kaanatindeyim. Mesela sizin verdiğiniz PowerPoint örneğini kullanırsak;sunum hazırlamak için gereken altyapı nedir? Yani insanlar bu programı öğrenmeye başlayabilmek için önce hangi temel bilgilere sahip olmalıdır. Örneğin resim editörlerini orta seviyede kullanabilmeledir diyorsak, eğitim sürecinde ilk aşama (derece) ona göre düzenlenmeli.Eğitimin başında resim editörleri kullanımı,slayt hazırlama detaylı bir şekilde anlatılmalı, fakat süreç bunları bilenler için bu aşamayı atlayıp bir üst dereceye geçebilecek şekilde olabilmeli diye düşünüyorum. Saygılarımla.

  2. admin diyor ki:

    Haklısınız Berat Bey. Zaten o yüzden eğitim öncesi katılımcılar için “katılımcı değerlendirme formları” kullanılarak seviyelerinin tespiti önemli. Fakat eğer kitap yayınlamak veya bizim gibi siteler üzerinden yayın yapmak durumundaysanız okuyucu kitleniz üzerinde önceden bu tür çalışmalar yapabilmek pratikte pek mümkün değil. O takdirde -özellikle kitaplar için benim görüşüm- okuyucunun olabilecek en az düzeyde ön bilgiye sahip olduğunu düşünmek veya hedeflediğiniz bir okuyucu kitlesi varsa, daha o kitaba koyacağınız isimde bu seviyeye gönderme yapmak. “İleri düzey” veya “Yeni başlayanlar için” gibi…

    Sizin somutlaştırdığınız model kesinlikle en ideal olanı. Bilenler için hızlı bir ilerleme fakat bilmeyenler için -başka bir yerde durmakta olan- açıklamalara göndermeler… Bu model için en uygun mecra yine web gibi duruyor. Aslında kendimize bakıyorum da biz de az bocalamamışız… Önce belli bir seviyeyi esas almış, sonradan sıfırdan başlayacaklar için tekrar başa dönmüşüz. Gün itibariyle -biraz karışık duruyor olmalarına karşın- her seviyeyi kucaklayabilme sorununu yeni yeni aşabiliyor gibiyiz. Sihirli formülü de siz yine zaten yazmışsınız “hassas denge” :)

    Çok değerli katkılarınız için teşekkürler.

  3. Tolga ER diyor ki:

    Çok güzel bir noktaya vurgu yapmışsınız.Süreç çok önemli.Vizyon sahibi bir eğitmen geçmişi, şimdiyi ve geleceği analiz edebilmeli.Eğitim grubunu iyi tanımalı.Görsel, işitsel ve diğer multimedia öğelerin kullanımı önemlidir.Power pointe resim ekleme iyi bir örnekti.Resim eklemenin teknik, estetik, ve diğer etkileşimleri verilmediğinden berbat resimler, uzayan kafalar, şişmanlamış insanlar, hayal kırıklıkları, fiyaskolar kaçınılmaz.Sağlam bir eğitmen işin nereden geldiğini, nereye uzandığını, neleri etkilediğini, kimlerin hayatına dokunacağını bilir.Eğitimini ona göre planlar ve önlemlerini alır.Bahsettiğiniz süreç eğitimini verecek eğitimci yol, yordam, usülü iyi bilmeli.Neyse herkes yaşadığından bilir.Kalın sağlıcakla..

Yorum, Katkı ve Sorularınız