“Eğiticinin Eğitimi” Eğitmeni Olmak


Elbette ben de internette sık sık gezinir, ilgi alanlarıma dair kaynaklar ararım. Yoluma çıkanlardan çoğu zaman etkilenir, bazen düşünür, e bazen de kızarım.

Eğiticilikten, eğitimci olmaktan bahsediyoruz ya… En zoru Eğiticinin Eğitimi eğitmeni olmaktır.

Bir kere katılımcılarınız, kendi kuruluşlarında artık diğerlerini eğitecek olan, yani konularında seçkin kişilerdir. Üstelik bazıları bu dersi daha önce de almışlardır. Dolayısıyla ayrıntıları hakkında en ufak fikrinizin olmadığı bir rekabetin de içindesinizdir çoğu zaman :)

Yine de zorluk bunlardan doğmaz tabi ki. O başka bir yerdedir.

Fizik belki çok daha zor konudur. Ama bir fizikçiden ısıtılınca genleşip, soğutulunca büzüşmesini, 100 derecede kaynayıp buharlaşmasını beklemezsiniz değil mi ? Oysa eğiticinin eğitimi dersi veren eğitimciden tam da bunu beklersiniz. Beden dili, ses tonu, bilgisi, yanıtları, otoritesi, esprileri, sınıf yönetimi, zaman kullanımı, kıyafeti, düzeni, zor katılımcıları idaresi, sunumu… Bunları sadece iyi aktarmasını değil, en iyisinden modellemesini, hepsini bire bir üzerinde ve sunumunda görebilmeyi istersiniz. Üstelik bunu istemek sonuna kadar da hakkınızdır.

Eğitmenin bizzat kendisinin aynı zamanda “bir numaralı eğitim materyali” olduğu belki yegane alandır ve bu anlamda eğitimbilim açısından hayli “ilginçtir”

Eğitmen bu durumu kaçınılmaz olarak –hem de çok derinden- hissetmektedir. İşte bu noktada kopmalar da başlayabilir. Müfredatta olması gereken bir konu eğer üzerinizde yok ise onu içerikten çıkarma veya önemsiz bir konuma itme tuzağı ile baş başa kalırsınız. Bunu yaptığınız an ise -acıdır ama- aslında kendinizi eğitmenlikten çıkardığınız andır.

Oysa eksiklerinizi dürüstçe teşhis edip gidermeye çalışmak size, bu süreçleri kendileri de yaşayacak olan katılımcılarınıza aktarabileceğiniz paha biçilmez tecrübeyi sağlayacak, sizi eskisinden ve başkasından daha zengin kılacaktır. O konuda doğuştan yeteneği olan birisinden daha fazla, daha kıymetli ve özgün dağarcığınız olur. Karşılıklı empati kolayca kuruluverir. Kaldı ki, bu iş zaten eksikleri gidermeyi öğretme işi değil midir?

İşte bu nedenle, doğrudan “Eğiticinin Eğitimi” eğitmeni olunmamalı, daha önce başka alanlarda eğitmenlik yaptıktan, bu süreci bizzat yaşayıp, eksikleri o aşamada giderdikten sonra, tüm o tecrübelerle birlikte ‘sonradan’ geçilmelidir. Aslında ciddi bir yetenek saymak gerek ama sanırım bu zorlukları hissetmemeyi başaranlarımız da var.

Eğitmenlikte akademik nosyonu da bulunmadığı halde –elbette ki şart değil ama- aralarında “eğiticinin eğitimi” de dahil olmak üzere -övünerek yazılmış- tam 30 ayrı konuda eğitmenlik iddiası ile karşılaştım. Yanlış okumadınız, yazı ile otuz… Bir insanın kaç farklı konuda “eğitim verecek kadar” uzman olabileceğini düşündüm. Birkaç taneyi geçmemiş olduğuma mı yanmalıyım, yoksa ayakta mı alkışlamalıyım bilemedim.

Bir diğer örnekte, öğrencilerine tezleri için standart bir arka plan resmini şart koşan hocamızın -oysa bırakın bildiği gibi yapsın, yaptığı tercihle size de hakkında bir fikir versin fena mı?- diğer taraftan bu eğitimin kurumsal versiyonuna (birkaç gün içinde) “güçlü kişilik edindirme” gibi aşırı iddialı bir misyon eklemesini çelişkili bulduğumu belirtmem gerek. Aslında çelişki olmayıp, gerçekten güçlü bir kişiliğin birbiriyle gayet uyumlu yansımaları da olabilir tabi. Kişilik faktörünün de böylesine damgasını vurduğu bir alan bu. Bazen eksikleri gidermenin yanında fazlalıklarınızı da –en azından bu süreç boyunca- atabilmeniz gerekebilir.

Beni rahatsız eden bir diğer konuyu daha önce de yazmıştım: Bu eğitimin adına “Eğitimcinin Eğitimi” denmesi…

İyi işler yok mu ? Tabi ki var. Üstelik, neyse ki çoğunluktalar. Hepsinin derslerine katılma şansım olamaz tabi. Onları sadece yazdıklarından tanıyabiliyorum. Onlardan çok yararlandım ve her zaman yararlanacağım. Yeri geldikçe kişi veya kuruluş isimleriyle birlikte anmaya, eserlerini kendi ufak köşeme taşımaya devam edeceğim. Hiç tanışmasak bile öğrencileri olmaktan gurur duyacak, yürekten selam göndereceğim.

Wall Street Institute

1 Yorum

  1. Halil dedi ki:

    Çok doğru tespitlerde bulunan, harika bir yazı olmuş..Çok teşekkürler.

Yorum, Katkı ve Sorularınız