Çağdaş Eğitim ve Teknoloji


Bu hikaye tamamen gerçektir ve kahramanı da ablamdır. Yeğenimin dışarıda olduğu bir günde internete girmek istemiştir. Bilgisayar telefon tarifiyle açılıp sıra internete geldiğinde yeğenim fare ile ekrandaki bir şekle tıklamasını ister. Başarısız ilk denemenin ardından, tıklamanın “iki kez ve hızlıca” yapılması gerektiğini söylediğinde aldığı yanıt şudur “Yavrum, cam kırılmasın sakın”

Bilgisayarlar, ona bağlı çalışan bir çok edevat (çevre birimler de deniyor) ve yazılımlar…

Günümüzde artık teknolojije uzak durarak iyi bir eğitici olabilmenin imkanı kalmadı.
Başlangıçta beceremediğimiz, anlamadığımız ve korktuğumuz için kötüledik, küçümsedik.
Epeyi de bir direndik ama buraya kadar…
Artık bu şeyin hakkını teslim etmemiz gerekiyor.
Bunu yaptığınızda ister istemez yakınlaşıyor, yaklaştıkça tanıyor, bu kez de onsuz geçen zamanlarınız için hayıflanıyorsunuz.

Zaten o da kaf dağlarının ardında durmuyor artık.
Başlardaki o “herkese ve herşeye tepeden bakan, ulaşılamaz” havalarında hiç ısrar etmedi. İri adımlarla o da bizlere yaklaştı.
Artık herşey “kullanıcı dostu”. (Buna kurcalayıcı dostu da diyebiliriz)
Yani hiç anlamayanlar bile biraz evirip çevirince söküveriyor. (Benim örneğimde önceleri genellikle aleti)
Ablam bile kurdu olduktan sonra…
İş o raddeye geldi ki, artık onlarsız yapabilmek mümkün değil.

Ama bazen anlı şanlı hocaların seminerlerine katılıyorum da…
Bazılarının Powerpoint sunumları karşısında şaşırmamak mümkün değil.
Belli ki bu programa en temel haliyle bile hakim olmadıkları için sayfayı baştan sona sadece yazıyla doldurmuş oluyorlar.
Görsellikten eser yok.
Oysa, bunun “yapılmaması gereği” de o dersin bizatihi önemli konularından biri…

Seminer bittiğinde zaten “o temel konunun” da “atlanmak” zorunda kalındığının hayretle farkına varıyorsunuz.
Sonra düşünüyorsunuz…
Bu seminerden o konuya hakim insanlar mı çıktı ?
Hayır, sadece o eğitimcinin kopyaları çıktı…
Eğitimini de almış olduklarını düşünerek, kendilerinden emin, bol yazılı Powerpoint sunumlar hazırlamaya koşacaklar herhalde.

Özellikle de eğiticinin eğitimi üzerine çalışanların işi en zor olanı…
Anlattığınız herşeyi ama herşeyi üzerinizde de taşımak zorundasınız.
Kendinizde eksik bulduklarınızı müfredatın içinden sıyırarak sorumluluğunuzdan da sıyrılamazsınız.

İşte bu nedenlerle, hakim olabildiğim kadarıyla donanım ve yazılım konularında da dertleşeceğiz.
Bana ait bir atasözü der ki:
“Her üf noktasının bir püf noktası vardır”
Ne kadar doğru bir söz :)

Wall Street Institute

Yorum, Katkı ve Sorularınız