Eğitim Mi, Tartışmalı Toplantı Mı?


Katılımcılarınız aynı kurumda çalışmakta ama genellikle farklı yerlerden gelmektedirler. Aynı ortak konu için ilk kez bir araya gelinmiştir. İster istemez, o konunun kurum içindeki durumu tartışılmaya başlanmıştır bile. (Zaten yabancılar arasında iletişime geçmenin en klasik başlangıç noktası “ortak konu” değil midir?) Böyle olunca eğitiminiz hızla, bol tartışmalı, hararetli, bazen de kutupların oluştuğu elektrikli bir toplantıya dönüşebilir.

Aman dikkat ! Tehlike çanları çalmaya başladı bile…

Tüm şikayetler, talepler, görüş ve öneriler o sırada karşılarında duran yegane otoriteye, yani -ne kadar ilgisiz bir konumda olsanız da- eğitmene yönlenmeye başlar.

Zor durumdur…

Sürenizden gidiyor olması ayrı bir sorun, fakat bir de, çoğu konunuzla ilgisi olmayan sorulara doyurucu yanıtlar vermediğinizde –aradaki illiyet bağına bakılmaksızın- bu kez sizin “yetersiz” olduğunuz düşünülmeye başlanacaktır. “Kurum dışından olduğunuzu, hiç bir yetki veya inisiyatifiniz bulunmadığını” hatırlattığınızda soruların şekli değişir ve “biliyorum ama ben size bu durumda ne yapılması gerektiğini soruyorum zaten” olur. Tüm ayrıntıları bilmediğiniz bir ortamda vereceğiniz yanıtlar kurum yönetimini zor durumda bırakabilecektir. Çoğu üzerinize vazife değildir. Sınırlarınızı bilmeniz gerekir ve beklenir. Bunlar birer “örnek olay” niteliğinde ele alınabilecek konular ise ne güzel.. Tam da ihtiyacınız olan malzemedirler. Ama gidiş kurumun eleştirisine kaymaya başlıyor ise aman ince çizgiye çok dikkat.

En doğrusu bu tür durumlar için henüz süreç işlemeye başlamadan, peşinen küçük bir uyarıda bulunmaktır…
O ilk tanışma konuşmanızın bir yerine bu uyarıyı da sıkıştırmayı ihmal etmeyin derim. Hem büyük çapta önünü kesmiş olursunuz, hem de her şeye rağmen konu oralara giderse baştan uyardığınızı belirterek zaman kaybetmeden ve yargılanmadan toparlayabilirsiniz. Bu hem sizi hem ortamı büyük ölçüde rahatlatmış olacaktır.

İçinde bizim de bulunduğumuz ‘takımın’ motivasyonunu düşürmememiz gerekir. İstinasız tüm katılımcıları kazanmaya, hiç birini utandırmamaya, küçük düşürmemeye özen göstermeliyiz, aksi halde kutuplar oluşur ve size cephe alınır. Aynı takımda aynı amaç için bir arada olunduğunu hissettirmeliyiz.

Peki eğitimlerin aslında bu işleve de sahip olması gerekmez mi ? Bu yararsız mıdır?

Değil elbette…

Gerçekten, eğitimlerin, o konuyla ilgili kurum içi mevcut durum ve taleplerin gündeme gelebileceği en uygun ortamlardan biri olması gerekir. Hatta kesinlikle “kaçırılmaması gereken bir fırsat” gözüyle de bakılmalıdır

Peki çözüm ?

Katılımcılar arasında kurumdan o konunun bir yetkilisi bulunuyorsa, sizin sürenizden çalınmaksızın, belki eğitim sonunda bunların aralarında ele alınması, veya eğitim sonunda dağıtılacak anket formlarında (katılımcı değerlendirme formu) bu iş için ayrılmış bölümlere öneri ve isteklerin yazılarak yönetime raporlanması (formlarınızda böyle bir yer var öyle değil mi?) uygun olanıdır.

Bir “katılımcı değerlendirme formu” örneğini ileride ele alacağım.

Wall Street Institute

Yorum, Katkı ve Sorularınız